Pazar, Ağustos 01, 2010

Back to the Love.

Her nokta seçim zorunluluğu yaşatıyor insana, seçme şansı vermeden; ukalaca. Doğaçlama sürecinde yakınmalar başlar. Gerçek dansçı, aynada kendi gözlerinin içine değil de; hatalarını görmek için hareketlerine bakar. Sonelerin ayakta alkışlanması için, "orda" olmaktır önemli olan. Birilerine tepki olsun diye gösteri yapar ya insanlar, geçmişte birikenleri karmaşıklaştırıp fikir önerisindedirler aslında. Bir nevi felsefi bişey olmadan kendilerini sadece göstermek amaçlı.

Gelgelelim bi' balkon konuşması. Bir karı-koca analizi. Mutsuz beraberliklerin sonucu iki kadın buluşması. Yürek acıtır böyle durumlar. Sakin sakin huzursuzluklarını birbirlerine aktarıyorlar. Ve fak' at neden evli olduklarının farkında değiller.

Bense uzun zaman sonra aşık olmak nedir unutmuşken, kendimi biriyle birlikte o mutlu mesut haller halinde görmeyi arzu ediyorum. Bunu bi de uzun zamandır yapıyorum kendime.

Kim ne olduğundan uzak, birine ait olma hissiyatına yakın olmak..

Biri bana söylesin. Bişeyler desin. Bira içmeli. Biraz daha içmeli.

Kelimeler dengesizleşiyor.
Ter denemesini hissederken,
Derininde büyümemeyi yaşıyorum.
O huzursuz, ben tatsız.

Kelimeler yine dengesizleşiyor,
Aktaramıyor, huzursuzlaşıyorum.
Yaşamak istediğim pembe balık Pakize kadar hırçın,
Pijamalı Osman kadar sadık.

Kelimeler dengesizleşiyor,
Karıştırdığım sedalar nakış olarak işleniyor beyne,
Yormasa da temettü ediyor.
Birlik içinde dirliğin saygısızlığını anımsıyor.
Elektrik anını hatırlamak istiyorum.

Ve kelimeler bir kez daha dengesizleşiyor.
Onunla olmak istediğim yerde bile,
O olamasam da, onun da olamıyorum.
Bir bardak dahalarım bile küçümsenmiş.
Hadi gülümse artık, mutlu ol sen o kuyruklu kadar.
Derin ol sen, o hırslı kadar.
Hakim ol ben, bi' zaman Ben olabildiğim kadar..

Aşık olmak istiyorum.

5 ATIFLAR:

soida dedi ki...

kelimeler mi yoksa ruhum mu dengesiz bilemiyorum. iki ara bi dere de olsa birine tutunmak ihtiyacından ötürü sevmek istemiyorum. hepsini ayrı ayrı seviyor ama hiçbirine sarılamıyorum. herşey uzak endeksli. uzakta biri var mı? ne tarafa gitmeli?
bu sıra düzlemde her soruya bilemiyorum cevabı denk düşüyor..

Rönesans Casusları dedi ki...

düzlemden kurtulup biraz tümsekler katmalı sanki. ara dere her nerdeyse bi sandala ihtiyaç oldugu kesin. hepsini ayrı ayrı sevmeyi nasıl beceriyoruz?

uğur dedi ki...

aşkın göreceli olduğundan belki , tüm hayatların buna değer olduğundan da olabilir. artık aşkı gözlerde arar olduğumuz gibi. yalnız kaldığında elini tutabileceğini , sıkı sıkı sarılabileceğini bildiğin birinin varlığının seninle aynı zaman diliminde nerede ve kimlerle olduğunu düşünmek kadar acı verici aşk.. ve hayat yine garip tüm varlığıyla , tüm yokluğuyla.

joven dedi ki...

beautiful blog..pls visit mine and be a follower.. thanks and God bless..

http://forlots.blogspot.com/

Rönesans Casusları dedi ki...

uğur insanı:
varlıgından haberdar olduguna yakın olamamak da acı evet. kemiklerde hissettiriyor bazen. öylece kabullenmek de kötü. güzel tek bişey var yaşadıgını, sudan kafanı çıkarttıgında nefes aldıgını anlayıp gülümsemesi.